HASAN YAVUZ Anısına...

08.haber.com Sitesinden Sayın Sami Özçelik Bey `in Röportajından Alınmıştır.
Bu haber 2013-06-12 eklenmiş ve 196 kez görüntülenmiştir.
HES´LERDEKİ HATAYI YÜKSEK SESLE DİLLENDİREMİYORLAR!
Camili Koruma ve Çevre Geliştirme Derneği Başkanı Hasan Yavuz’un ölümü Borçka’da ve Camili Havzasını yasa boğdu. Macahel çok önemli bir doğa dostunu daha kaybetti. Daha diyorum, bundan tam 70 gün önce bir başka Macahelli doğa dostu Halit Özket’i ani gelen ölümle kaybetmiştik. Aradan iki buçuk ay geçmeden bu kez Başkan Yavuz’un ölümüyle sarsılan Macahel Havzası yasta…

 

 
Kaç yıldır HES mücadelesi veriyorlar. Ne yazık ki her yerde ve her şeyde olduğu gibi iyi insan sayısı her zaman az oluyor. Hızlı algıyı herkes kavrayamıyor. Ya geçici gelecek paraya, vade kanıyor, ya da onun için suyun, derenin, vadinin, bölgenin hiçbir anlamı olmuyor! Ne sayarsanız sayın, eğer bu birkaç iyi adam olmasaydı, şimdi Macahel Macahellik’ten çıkmış, yeni bir Damar (!) Vakası olacaktı!.. İşte Hasan Başkan ile 2011 yılında Artvin Valisi Necmettin Kalkan’ın ziyaretine dahil olduğumuzda kendisiyle gazeteci İsmet Başar ile birlikte yaptığımız röportaj haberimiz.
 
Merhum başkanın anısına bir kere daha bu haberi siz değerli okurlarımızla paylaşıyor, o gün bize neler söylediğini okumanızı öneriyoruz. Bir kere daha 08 Haber gazetesi ailesi olarak merhuma Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. (Röportajın gazetemizde yayınlandığı tarih 18.11.2011
 
Artvin´in Borçka ilçesine bağlı Gürcistan´a sınır olan Camili bölgesindeki köyler, hidroelektrik santrallerine karşı verdikleri mücadeleyi şimdilik kazandılar.
 
Camili Koruma ve Çevre Geliştirme Derneği Başkanı Hasan Yavuz, Camili’nin geleceği üzerine konuştu.
 
Başkan Yavuz, birçok konudan, Türkiye’den, dünyadan haberi olan aydın bir kişi. Zaten Camili’de(Macahel’de) doğanlara ‘lise diplomasıyla doğar’ derler. Daha sonrasında yapılan eğitim yüksek lisans sayılıyor. Hasan Yavuz ile Camili’de yaptığımız söyleşide önemli konulara değindik.
 
08HABER: Kendinizi tanıtır mısınız? Türkiye’nin ilk ve tek biyosfer alanı seçildi? Bunun yöre insanına ne gibi bir katkısı var?
 
─ Ben Hasan Yavuz. Camili Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği’nin başkanlığını yürütmekteyim. Şimdi soruya şöyle cevap vereyim. Biyosfer Rezerv Alanı Türkiye’de halkın gündeminde bir konu değil. Biyosfer Rezerv nedir? Bunu çok iyi bilmiyoruz. Daha yeniyiz. Nedir, ne özellikleri var konusunda bilgi sahibi değiliz. Biyosfer Alanı olarak seçilmesinin nedeni bellidir. Doğa ve insan... Bunların birlikte yaşadığı yer. Hem doğa kendisini yeniliyor, yenilediği gibi korunuyor, hem de otantiğini, orijinalliğini hiç bozmuyor. Buradaki koruma zoraki anlayışla değildir.
 
Bu havzada biyolojik çeşitliliğin verimli olması, çiçeği, böceği, ağacı, gölleri, yaylaları, yaban hayatı, yaşam alanları derken bütün bunlar böyle bir alan olması için önemli etken oldular. Burada doğa ve insanın bir arada birbirlerini tamamlayan bir bütünlük içinde sürdürülebilir bir anlayışla nasıl iç içe geçtiği ve korunduğu konusu bazı öğrencilerin tez konusu olabilmektedir. Biz burasını çok tanıtamadık. Tanıtıldığında Camili Havzasının Biyosfer Alan seçilmesinin ardından işleyen süreç şöyle değerlendirilebilir;
 
CAMİLİ’YE SUNİ GÜBRE DEDİĞİMİZ AZOT GÜBRESİ GİRMEMİŞTİR!
 
Mesela burada üretilen “Organik Bal” ve ürünlerdir. Bu havzada suni gübre girmediği için topraklarımız doğaldır. Çoruh Havzası boyunca kimyasal tesis ve fabrikaların olmaması artı katkı sağlıyor. Bu sefer ürünlerimiz pazara çıktığında büyük rağbet görüyor. Bu havzada 250 ton fındık oluyor. Macahel balının kokartını almış bulunuyoruz. Şu anda burada üretilen ürünler yetmiyor. Bu sene elimizde hiç bal kalmadı. Bunun yanında bugüne kadar dikkate almadığımız ahududu ve diğer meyvelerden yapılan pekmezler yok satıyor. Bizim üretim kapasitemiz fazla değil. Eğer bu kapasiteyi artırabilirsek önemli girdi sağlamayı başarabiliriz.
 
Turizm yönünden bakarsanız 150 kişilik bir kapasitemiz var. Bu yeterli değildir. Camili Havzası Biyosfer Alan ilan edildikten sonra daha çok bilim adamları ve doğaseverlerin akınına uğruyor. Hem organik ürünlerin hem de turistik tesislerin kapasitesini artırmak lazım. Pansiyonculuk burada çok büyük bir önem arz etmektedir. Türkiye dört-beş senedir organik tarımı konuşuyor, biz 10 yıl önce konuşmaya başladık. İlaç yok, kimya yok. Fakat pazara ulaştırmak ekonomik değil, kamyona yükleyecek kadar çok ürün yok. O zaman turistler gelsin, yerinde görsün. Hem turizm, hem eko-tarımdır ihtiyacımız olan.
 
ANKARA’DA FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILMIŞTI. BİR VATANDAŞ BURALARIN FOTOĞRAFI İÇİN İSVİÇRE’DE ÇEKİLMİŞ FOTOLARI BURADA BİZE YUTTURUYORSUNUZ” DEDİ.
 
Biz Türkiye’yi fazla bilmiyoruz, Avrupa’yı hiç bilmiyoruz. İnanır mısınız, İstanbul’da bir slayt gösterisinde vatandaşın teki kalkıp “Bu diaları İsviçre’de, Alpler’de çekmişsiniz, bize Artvin diye yutturuyorsunuz” dedi. Kendisi görmüş çünkü İsviçre’yi. Tek farkımız oranın değeri bilinmiş, yatırım yapılmış. Camili ise henüz tanınmamış, saklı cennet olarak kalmış. İyi ki, şimdi öğreniyorlar. Çünkü bilinçli bir dönemde turizme açıldık. Bu da artı bir katkı sağlıyor.
 
08 Haber: Gümrüklerden Sorumlu Bakan Hayati Yazıcıoğlu Artvin’e iki kapının daha açılması için çalışma başlattıklarını açıkladı. Bu Camili’ye ne gibi bir fayda sağlar?
 
Eğer bu gerçekleşirse Camili çok hızlı bir şekilde gelişir. Burada 350 hane oturuyor. O zaman kışın buradan kimse gitmez. Ben de gitmem. Burada kapı açılırsa çok güzel gelişmeler olur. Burada genellikle yaşlılar oturuyor. Kışın hastalanıyorlar. Çok zorluklar çekiyoruz. Açılırsa Camili’nin makus tarihi değişir.
 
08 Haber: Borçka-Camili yolu yapılıyor. Ancak kışın kapanmaya devam ediyor. Bu yolun sürekli işler halinde olması için en yapılabilir? Bu yol Camili’ye nasıl bir katkı sunar?
 
Kamu anlamında çok ciddi bir yatırımın yapıldığını görüyoruz. Tünel çok pahalı bir yatırım. Bundan ziyade Gürcistan üzerinden daha ucuz bir şekilde bu sorunu aşabiliriz. Karayolları 20 yıldır burada yol yapıyor. Eğer biz 20 yılda tüneli beklersek o kadar beklemeye tahammülümüz yok. Gürcistan’dan yapılacak yol ve kapının geçici bir süreliğine katkı sunacağı, bu arada sizin dediğiniz tünelin yapımı da gerçekleşebilir. 1830 metre rakımlı tepe her zaman yolu kapatacaktır. Yani tünel ne yaparsanız yapın çok gerekli görünüyor. Çünkü bu havza, bulunduğumuz bu alan 400 rakımdadır. Ha şu da var yarın Gürcistan’la ilişkiler bozulursa, kapı kapanırsa olabilir. Dün yoktu, biz var olmaya devam ettik. Ama hiçbir zaman Komşumuz ve akrabalık bağlarımızın olduğu Gürcistan ile dostluk ve kardeşlikten başka bir şey düşünmeyiz. Bugüne kadar da zaten hiç sorunumuz olmadı.
 
08 Haber: Son yıllarda Karadeniz Bölgesi’nde heyelanlar oluyor. Macahel Bölgesi’nde biz bir heyelan duymadık. Burada hiç heyelan oldu mu?
 
Düzenli köyünden aşağıya doğru gelirken Karayollarının yol yapımından dolayı hafriyatlar dereye döküldü. Dereye dökülünce burada çok güzel bir şelalemiz vardı. Çoruh üzerindeki “mursa” adı verilen balıklar, bu şelaleyi aşamıyorlardı. Bu yol yapımı nedeniyle hafriyat doldu, şelale yok oldu. Çoruh’tan gelen bu istilacı “Mursa” balıkları doğal alabalık alanlarına atladı. Macahel’de ben hiç heyelan olduğunu duymadım. Karayolları eğer yol yaparken dikkat ederse burada heyelan olmaz. Doğayı mantıksız kullanırsak sıralı HES’ler yaparsak, yayla, yolları, çevre yolları diye doğayı çizersek bunun faturası çok ağır olur. Gelişmişlik eşittir yol diye bakarsak gelecekte burada da heyelanlar yaşarız.
 
08Haber: Camili’de üretilen balı üreticiler pazarlayabiliyor mu?
Aracılar buradan ucuza alıp kendileri mi pazarlıyor?
 
Şimdi benden bal isteseniz size torpilli bal bulmam lazım. Torpilden kastım, kendime ayırdığım balı size vermem lazım. Yok. Şu anda Camili’de satılık bir kilo bal yoktur. Şimdi üreticiler ellerinde bal kalmayınca dışarıdan bal alıp, Macahel Balı diye satanlar var. Çünkü isteyen çok ve yok dememek için bunu yapanlarımız var. Ne kadar etiktir tartışılır. Ama böyle bir gerçek var. Burada yaklaşık 100 aile ortalama 10-150 kilo bal üretir. Bu da 1 buçuk ton civarında bir üretime denk gelir.
 
08 Haber: Gelelim en can alıcı soruya. Bu havzada HES yapılmak istendi. Mücadeleler oldu. Hukuk işletildi. Sonunda iki HES tamamen iptal edilirken geriye kalan 4 HES için de yürütmeyi durdurma kararları çıktı. Sizin Dernek olarak Camili Koruma ve Çevre Geliştirme Derneği olarak görüşünüz nedir?
 
Esas olarak UNESCO’nun temel mantığı şu; alandaki doğal kaynaklar o alanda yaşayan insanların geliştirilmesi için doğaya uygun şartlar içinde kullanılır. Macahel Havzası’ndaki su kaynakları burada yaşayan insanlar için kullanılır. Dünyada bu böyle. Burada yapılacak enerji üretiminden bölge halkı yaralanacaksa sadece bu bölge için doğayı bozmadan suyun akış rejimini aksatmadan eskiden yapılan HES şeklinde olursa buna müsaade ediyor. Yerel köylünün kalkınması için kullanılırsa olur. Ben kalkınacağım diye jaguar alayım diye bir şey yok. Ben kalkınacağım diye anıt ağaçları kesip satmak olmaz. Böyle bir hakkımız yok.
 
TÜRKİYE’DEKİ HESLER GLOBAL SERMAYENİN PROJELERİDİR!
 
Burada fark şu; Türkiye’de yapılan HES’ler Global sermayenin yaptığı projelerdir. Ben çevre derneği olarak şöyle bakıyorum. Sürdürülebilir bir mantıkla hem doğayı koruyarak, tahrip etmeden burada enerji yatırımı yapılabilir. Ama havzanın tüm kapasitesine baktığınız zaman Macahel Havzası kaç HES’in yapımın müsaade ediyor? Buna bilim adamlarının karar vermesi gerekir. Buna karşı değiliz. Burada su potansiyeli var diye bugün 8, yarın 18 gibi bakış açısına karşıyız. Bir talan politikasıyla yapılırsa biz buna karşıyız. Buradaki bitki örtüsüne, biyo çeşitliliğe zarar vermeden yapılırsa, buna bilim adamları karar vermeli yapılabilir!
 
BİZ KENDİ HES’İMİZİ YAPTIK. YAYLALARIMIZI AYDINLATTIK.
 
Mesela biz yaylamızda HES yaptık ve buradan enerji üretiyoruz. Bizim üç büyük ana yaylamız var. Birisini 17 yıl önce yaptık. Lekoban Yaylası’nda 6 yıl önce. 20 yaylayı aydınlatıyor, televizyon çalıştırıyoruz. Kendimiz yaptık. Köy hizmetlerinden boru yaptık. Bir yaylamızda yok. Çukunet Yaylası’nda da yapacağız. Benim karşı çıktığım. HES’lerin nasıl ve ne amaçla yapıldığına dair, yapım tekniğine, biçimine karşıyız. Artvin’deki HES’lerin eksileri fazla olduğu için karşıyız.
 
Hani can suyu verilecekti?
 
Bunların içinde % 01 belki örnek gösterilir. Orda bir çukumere vardı. İnsanlar oradaki olumsuzluğu göremediler. Su azaldığında aşağıya hiç su gitmedi. Hani cansuyu verilecekti? Doğadaki canlı ölürse yaşatmanın formülü var mı? Öldükten sonra milyonlarca yıl beklememiz gerekiyor. Şu an Macahel havzasında HES’ler gündemden düştü. Burada lisanslar verilirken iyi araştırma yapılmadı. Çevre ve Orman Bakanlığı şimdiki adıyla Su ve Orman Bakanlığı yatırımcıya şurası rezerv alanı, şurası özel havza vs. bakmaksızın kiraya verdi. Orada bakanlık dalgınlığa, kontraya düştü.
Bakanlık sanki şu an bunun farkına vardı. Örneğin havzadan havzaya su alımını yasakladı.
 
08 Haber: Burada yanlışın farkına bakanlık mı vardı, yoksa çevre derneklerinin protestoları ve mahkeme kararları mı etkili oldu?
 
Bakanlık en üst düzey yetkilileri Macahel’e geldiği zaman bize söyledikleri bir şey var. İyi ki varsınız, hukuk mücadelesi verdiniz burayı kirlettirmediniz. Bunu söyleyen bakanlığın çok önemli kademelerinde olan insanlar. Yapılan bir hatayı yerel köylünün müdahalesiyle en azından şimdilik kurtarmışsa yerel köylünün başarısıdır. Ama bunu yüksek sesle dillendirmiyorlar.
 
08 Haber: Burada kaç HES vardı?
 
Bu havzada 8 HES planlanmıştı. Bir tanesi hemen başlamak istedi. Diğeri de gündemdeydi. İkisi hakkında mahkemenin iptal kararı var. Üçüncüsü kendi verdiği kararla çekildi. Bunların lisans hakları iki yıldır. 2 yılı dolanlar yeniden lisans almak zorunda. Camili şanslıydı. Biyosfer Rezerv Alanı’ydı. Bu da bize artı bir katkı sağladı. Artvin’de yapılması düşünülen, planlanan 170 HES’i düşünürsek hepsinin yapılabilmesi gerçeklemesi mümkün olmayabilir. Şimdi bu rezerv alanında maden var diyelim. Bunun altından çıkarılacak madenden yerel halk faydalanmalıdır. Maden deyince aklınıza şu gelsin. Doğayı mahvederek değil de koruyarak Şimdi bütün bunların sonunda bilgi kirliliği de var, kavram kargaşası da var. İnsanlar kendi halinde pek ilgilenmiyor. Bütün bunlar doğru mu yanlış mı? Buna kamu karar verecek.”
 

Son sözüne lütfen dikkat edin. Son sözü kamu söyleyecek diyor. Yani halk söyleyecek… Gezi Park’ı olaylarını görebildi mi? İzleyebildi mi, bilmiyorum. Ama Başkan Hasan Yavuz’un öngörüleri çok isabetli olduğu son cümlesinde net şekilde görülüyor. Halka rağmen hiçbir şeyin yapılamayacağı gerçeğini Türkiye olarak birlikte yaşıyoruz.

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer MACAHEL haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Macahel Gazetesi - Macahelin Sesi
© Copyright 2013 Macahel Gazetesi . Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi